soylu çürüme
artık saatleri onunla doldurmak faydasız kederleri iki kat yaşamak ve dahası güneşi görmeyen dalları gibi bir ağacın sigarayı ciğerine çekmiş bir asi gibi kuru şeytanın esnemesinden çıkmış tembellikte nefesim aşk venüs'süz, savaş mars'sız sevinçlerimiz,öpüşlerimiz; düşünmek ama taşınamamakta kaldı bundan sonra olacaklar beklenmedik ve acısız hepsi anlamsız, hepsi böcek ruhumda birbirimize dokunmuştuk diyorum o halde bizler varız bir zamanlar bazenlere eksildi biz yine varız sinsiden böcekler girdi kulağıma kulağımda yuvaları; beynimde, damarımda kırmızı ve maviler mavi damarlar, yeşile çalan damarlar, toprak tadında damarlar içimdeki ritmik adımlar bu iki kişilik bencillik ve iki kişilik yalnızlık cehennemin gözleri yok anılar dönmeze tutsak kızgınlığın yerinde, utanç ve idrak kalan tek kuş, hatıra olmaya uçan siyah bir ışık hüzmesi bunu daha önce yaşayan bir ruha anla...