Kapını çalıp bir bardak su isterim senden, Yere çöküp ayakkabılarıma baka baka içerim Deryaları içerim o bardaktan, bitmez Sen de yere çöküp, o bardağın ardından akmak istersin bana Ama kafanı kaldırsan, Gözlerinden yaşlar akacak sadece. Yüzyıllar sığar, o ne yapacağını bilmez yutkunmalara İkinci bir şans mıdır, İlk kurşunu kim atacak? Senin ocakta yemeğin vardır, Benim gidilecek yollarım... Ayakların geri geri, Gövden bana dönük Ben tam arada, Eşikteyim. Tek kelime dönmez Mutfakta düdüklü tencere ötüyor, Beni aşağıda kornalar çağırıyor Kalp atışlarımız hepsinden daha yüksek İyi ki mazeretlerimiz var Ne çabuk inanırız Onlar da her yere uyarlar... Ne güzel sürpriz (!) -Şükür ki tesadüflere inanmıyoruz- Hala "biz" diye konuşmak, Yüzüne zor bakarken... Uzun zaman oldu. Nasılsın? Bildiğin gibi. Evet hala, Bilirim... Kapı kapandıktan sonra konuşacağımızı; O yemeğin yanacağını, Merdivenlerden inerken ağlayacağımı, ...