Kayıtlar

Mart, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

gördüğüm kördüğüm

parçalarından sızan, eski akşamlardan kalma benlikler. pencerenin kenarında, pencerenin kenarında üşümüş parmaklarına iğneler batar. bağrını kesip attı, terzi makasıyla. olmayacak ya, kuytudakinin bir eşi. kurumuş meyvelere yakından bakmayacak. fani, afaki. çöllerde, serserinin aşığı. kalbinin kabuklarında yolları açılırdı, yolları acırdı, yollara açılırdı. aç, ah nasıl aç. gözleri guruldar, bakışları aramaktan. pencereden pervaza, mermerden kalebodura sular dumlar, ritminde kalbinin. dili döner ağzının içinde, sessiz tükenen tükürükler. şarkısını söyler titreyen camlara. Kapılar gıcır gıcır. gerçekler nerede? aşk için. ahmaklık için... yenilmeye razı karanlıklar için. eskitme akşamların sonu. paçalardan aşağı.

doğru'su

ben hala radyoda şarkımı arıyorum. sinyalim zayıf. o sesi yakaladığım anda, bırakacağım kendimi. turkuaz, deniz. hafifleyecek her zerrem. yosuna bağlayacağım, korkusuz kayalıkları. salacağım sümbülleri. çözülecek sargı bezlerin. altlarında hazların iyileştirdiği yaralar. harla, yaktığın sepya fotoğraflar. gözünden akarak yerleri yalayan geçmiş hüznü. hepsi dağıttı yükü. bir temiz nefes. alman için bıraktığım. saf huzur. tüllere sardığım porselen bebekler. hep birlikte dinleyeceğiz. değecek bekleyişe, soruları en son soracağız. şarkılardan ayrışmış, cızırtılı sorular. zümrüte çaldı zamanla. en değerli anı şu an tam da olması gerektiği an.

hayal'etler

hayaletinle yüz seksen dakika. bakmadan, sesini bile çıkartmadan. kokmadan. parmaklarına hiç değmeden. sanki bin yıl geçmiş. zamanda doldurmuşum sevmeyi bilmeyen kalbimi. nefesini tuttuğuna inanmışım, bana fark ettirmemek için kendini. hala aşık mıyız? kıskanabiliyor muyuz o prensesin hikayesini? nasıl içim gitti... eklemlerinin sesi kulaklarımda, içeri girdiğinden beri. oradaydın sandım. ete kemiğe bürüdüm seni. kanın akacaktı değsem, ılık ılık. seninle gittim o diyara. ışıklı merdivenlerden. cennetti, kırmızı. gerçeklerle yarışırdı. yanımda, ritmimi bozan karaltı. yazılmış sözleri bize oynattım. alkışlarla uyanana kadar.

kırık

kaldı aklımda, film sahnesi gibi. ileriye taşıyamadığım, gözlerinden içeri girmiş, yorgun hayallerin. geçmişi tırmalayan... kalbimdeki sen, ortasından kırılmış tırnağım gibi; her yere takılıyor, canımı acıtıyor ama kesip atamıyorum, ete çok yakın, sadece üzerini bir bantla örtüyorum, uzayana kadar. belki senin de ellerin bir gün bana uzanır. tekrar. kelimelerin anlamsızlığı da aklımda. buram buram sensizlik, aklımı oynattığım hatıralar. tahta köprüde, romantik danslınla... benim tarafıma geçmeyecek kadar sakin, ihtiyatlı. sana dokunmak istemeyeceğim kadar saf kararlılığın. hiçbir şeyini bozmak istemiyorum. sevimsizliğini, yabancılığını da. böyle izlemek güzel. ve böyle istemek, günden güne. seni özünde bırakmak. yanaklarımda taşımak. anların üzerinden geçerek. kalemle, kağıtla. kapından bakıp, içeri girmeden. eşiği hiç terk etmeden.

filli dokuz (derda'ya)

senin martın geldi ve ben onunla uçamadım. nemli, rutubetli odamdan çıkıp, sarılamadım şehrinin kuru soğuğuna. bacaklarımız yana yana karlarda koşuşturduğumuz günleri tekrarlayamadık. fotoğraflara bakıyorum. seneler geçtikçe, onlar da azaldılar. eskiden bu tarihlerde, uğurböceklerine üflerdik. balonlar, çakmaklar... şimdi sabırlarımızı yarıştırıyoruz. sancılarımızı ve sınanışlarımızı... o görünmez tren yolu, sonsuz görünmez mekiğini dokuyor hala aramızda. güzel hayaller kurduk, bazıları hala yaşıyor; çoğunaysa ağladık birlikte, sövdük sonra söverek güldük. yerlere yatar, nefessiz kalırdık. bazense, yere bakar, hıçkırıklara dalardık. önce ağaçlar, sokak lambaları geçerdi camın ardından sonra sigaralar yakıldı çay bahçelerinde, kediler geçti sandalyelerin altından. yanık saçların ve telefonun ucunda, adımı tekrarlayan heyecanlı sesin... kayaçlar, yuvarlanışlar, kalıbını yitiren kelimeler, uykuyu inkar, uykuya direnişler... süte batırarak yedik, o ölçüm sonuçları...

zapt

gitmek istedim, yollamadılar. hepsine küstüm, içimden . çaldıklarının üzerine sünger çekmiş, oturuyorlar. en pahallı kanepeden daha çok keyif verir böylesi. temassız hakimiyetin verdiği doyumsuz haz, hiçbir ekran göstermedi bundan daha çıplağını. hastasın. kör olan gözleri her ağlatışında, çivit mavisi gözlerin gömüldü çukurlarına. kendini de çektin, tutsaklarını da. senin olamayan her şeyi çaldın, ona sahip olabilecek herkesten. kendi fikrin yok, korkun hep dışarılarda. kulakları patlatıp, eldekileri almak uğruna. eteklilerin geçemediği sınırların var. emrinde küstah, kin dolu gardiyanların. hepsi kalbinden beslenmiş. o, tükenmeyecek olan ve cehalete aç. her şeyi elinde tuttuğunu sanıyorsun. inanç sandığın, kopuk bağlantılar. mutlu olmayacak ve mutlu edemeyeceksin.