Kayıtlar

Mart, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bu zamanlar

Resim
yerküre kapkara bir yarasanın kanatları arasındayken utanıyorum utanıyorum hayattan keyif almaya çalışmaktan oysa seçebilirim su bardağındaki tek bir damla gözyaşını dünya bir kez dönmese  diyebilirim gözlerin için sular mazgallardan taşsa da tepetaklak olsam da içimin sessizliğinde ben senenin bu vakitleri hep aynı hataya düşerim ateşten bir kolye boynumda ateşten bir kemer ismi ellerin diye bir tablodan akıyor zaman ismini unutmayayım diye tekrar tekrar anıyorum seni soruyor içeride beşinci mevsimde tanıştığım bir ben sana soruyor, bana o kitapları kim okuyacak, kim öpecek görmeyen gözlerimden? ben evdeyim sevgilim ateşinin kokusunu buradan alıyorum biliyorum kışlara bahar giydirmek gibi biliyorum toplu mezarlar kazılıyor bir yandan ve bencilim hala seni istediğim için biliyorum dünya sahiden bırakmayacak dönmeyi gözlerinde bu hataya hep düşerim ben evdeyim şimdi sen de evdesin sevgilim

atlıkarınca 9 (derda’ya)

Resim
daha her şey hiçbir şeyken çok şey bilen o istanbul semti... İki küçük kızı ve o pastaneyi ve bir heykelin kucağında oturmayı dudakları kırmızı çok şey biliyor istanbul telvelerden resimleri o iskeleyi nargileyi ama bugünlerde uğranmıyor o semte fotoğraflar olmasaydı unutacağım anıları unutacağım saçındaki tokayı o yanakları, dişleri ve gülüşünü dişlerini sevmediğinden saklamayı daha aklının kesmediği zamanlardaki gülüşünü "korkmayın başınızın dönmesinden" derdi zaman hiç olmadı, kusardık ortalığa aynı andaydık aynı andaydık ve sevinirdim seni görünce ne zaman güldüğünü bilmek güzel atlıkarınca dönerken

gözleri kahverengiydi

Resim
gözlerinin gölgesi güneş yanığı gibi yüzümde kahverengi dökülüyor avuçlarım unutmuşum kalem tutmayı sürüler havalanıyor birden titrek, ürkek kelimelerden biraz daha alışıyorum duymadı mı yoksa duymuştur bazen duymam sadece bilirim sıkıntılarım aniden artar bir cümlenin altında inlemişiz bütün yıl kan lekesi gibi dağıldı bulutlar dağıldı ışık, kalın sarı perdelerinle örtmeye çalıştığın sarıyı hiç sevmem o gün sadece bir kelimelik anıymış rüyalarda seviştiğin ve yanındaki başka ten bir fotoğrafta gibi durdun kıpırdamadan fotoğraflar için hep aynı gülüş satılır kalabalıkta baş dönmesi öldüğünden beri ayak basmadığım çiçekler hala bir yerlerde güzel çiçekler ve çiçekli ölümler beni karanlığa bırakıp gittiler ezberden şiir okumayıp ezbere hayatı yaşamayı seçtiğimden sarhoş olmamak ruhsal bir eksikliktir aşık olmamak ruhsal bir eksikliktir anlamadığını bilmek eksikliktir sesini duymamak bir şarkı eksiktir insan olmak hep eksiktir tüm ihtimallerin bir senli...