Kayıtlar

uykusuzlar listesi

uykusuzları avlamak için geceleri oltam elimde çıkıyorum sokaklara şarkılardan geçiyor yollarım kelimelere takılıyor bütün uykusuzlar aklı karışıklar aynı paltoyu giyiyor tüm farklılıkların arasında “seni bir yerden tanıyorum” diye bir koku siniyor üstüme tavanlara bakıyor, pencerelerden sarkıyor kahveler demleyip sigaralar yakıyor karanlığa sessizce adımlar atıyor nerede görsem tanırım bir yer edinmeye çalışanlar,  hiçbir yerde olmak istemeyenler geçmişe takılı kalanlar, geleceğe köle olanlar önünü göremeyenler tüm yarım bırakılmışlıklarla bu çağdan alacağı olanlar tüm sokak köpekleri tüm aşk suçluları bir büyük milliyetsiz şehir ve onun uykusuz akrabaları nerde görsem tanırım kimi zaman fazla hayalperest kimi zaman fazla hassas ama belki de umudu ayık tutmak için bu uykusuz kalışlar kırgınlıkları değil belki de hepsinin ortak arzusu daha iyi bir dünyaya uyanık kalmaktır ne dersiniz

büyü

 seni geri döndürebilirim, gerçekliğinden ayırarak gençliğimin büyüsü yeter buna  arzularından öteye atlayıp, hayaline oynayabilirim üzerime en kıvrak hayvanın postunu giyip seninle raks edebilirim bu dünyayı satın alabilirim bir yalanı gerçek edebilirim gözbebeklerini mora çevirip içinden geçtiğin en büyük yalan olabilirim

başka dünyalar ve sonsuz ihtimalleri

 yaşamın sonluluğu bir dalgayla seni sarstığında anlıyorsun yaşamakta olduğunu köpekler uğuldarken, ağzın kahve kokarken, burnuna nane kokuları gelirken; her şey çok keskinken bile aşk çok keskinken ayrılık varken kavuşmamak varken hepsi yeterliymiş gibi gelirken yaşadığını bilmene ani bir baş dönmesi  titreyen bacakların ve kayan hikayelerin tümünü bir saniyeyle kaybermek gibi başka dünyalar var  ve sonsuz ihtimalleri  tam gitmek üzereyken biliyorsun gerçeği 
 her gün hiçbir şey olmayacakmış gibi yaşıyoruz ama her gün hiç bir şey olmayacakmış gibi sıradan hayatlar yaşarken  "bir gün bana bir şey olursa" diye notlar bırakan kadınların oluşu ne kadar adil  kenarda hazır tutulan bir deprem çantası gibi  böyle bir mesajı yazmış bulunacak ne yaşar bir kadın bir gün bana bir şey olursa, hakkımı arayın  bir gün bana bir şey olursa, beni yalnız bırakmayın  bir gün bana bir şey olursa, ailemi yalnız bırakmayın  bir gün bana bir şey olursa, bir gün başına bir şey gelebilecekleri koruyun insan bazen yazdıklarından korkar bazen öngörmek istemez  o gelmeyen bir gün gün gelir hiç gitmez hepimiz eziliriz altında  unutmak unutturmak  hiçbir şey yapmamış olmak en büyük yüktür aslında
  bazen gençliğin sana her şeyi yapabilirmişsin gibi hissettir istediğin yerden başlar, istemediğin yeri bırakırsın istediğin kalıba girer, orada küçücük kalışına aldırmazsın ne mavilerin koyusu, ne suların derini işler sana bilirsin bu havaları bilirsin kulaç atmayı öyle kolaydır ki imkansızın hayali sadece ileri gitmek istersin karşısında durabilecekmişsin gibi gelir bütün "hiç olmaz"ların ama bir gün bilge bir deniz gelir senden büyük bir seni hatırlatır sana bir bilge deniz gelir; tuzuyla, derinliğiyle, koyuluğuyla der ki, hayatta "durmak" da var hatırlatır sana dalgakıranda oturan küçük bir denizkızı olduğunu  seni senden ötede düşünür bir güç  ve mantık toyluğuna sızar usulca "hiç olmaz"lar, bazen sahiden olmazlar

aşka 103 basamak

nelere şahittir bir sevgilinin göğüs kafesi? orada bir dünya yeşerir bin umut yiter... orada zamanı durdurmanın formülünü bulduğunu düşünürsün her şey seni örten derin kadar tanıdıktır alışkanlıktan mıdır, sevmekten midir; ayırt etmek istemezsin dudakların uzanır  ama tutmazsın daha o anı yaşarken, adını bir şiir koymak istersin. ne geriye dönebilecek bir noktadasındır, ne de bir adım ilerleyecek... o kadar ağlarsın ki, ağlamaklar anlamsızlaşır açlıktan nefesin kokar da acıktığını duymazsın hiçbir kötü kokuyu duymazsın tüm rahatsızlık verici durumlar sıradan ama yaşanılası gelir  her santimini ezberlemek istersin, o seni zaten ezberlemiştir; hüznün olgunlaşır... belki de düşünmeye en elverişli yerdir  kalbinin attığı yerde; sessizlik sese, ses söze dönüşür aklın, kalbine yetişmeye çalışır başın ağırlaşır nefesin hafifler bir gün oradan gitmek gerektiği fikrini reddedersin reddedişlerin seni bir aşk suçlusu ilan eder bilirsin, kendine sözler vererek nefes nefese çıktığın m...

sadece sevelim, vakit kaybetmeden

birbirimize sözler vermeyelim asla bırakmayacağımıza dair hiç üzmeyeceğimize dair bir gün üşürüz içimiz üşür bir gün koparız dalımızdan elimizde, yapılacak şeyler listesi, kalır hiçbir şeye fırsatımız kalmaz  kasım 15

düşünme-k

başka bir şeyi düşünmeye fırsat kalmasın diye, üç kitabı aynı anda okuyorum  notlar alıp bırakıyorum kenarda  bu yüzden sözlerimin tarihi geçiyor  yavaşlarsam patlayacak sanki dünya  zamanda asılı kalacak, milyonlarca parçası iki büklüm duruyorum geçmişin önünde  düşünmeyeyim sırtının ağrısından, dizlerimin ağrısından başka bir şeyi üşümek iyi hiç haber almamak iyi bilmek ne zor olurdu bensiz yapabildiğini düşünmemek iyi  düşünmemek iyi 

iç sea

• • • kaybettiğimizi düşündüğümüz yerde bizim için yeni şeyler doğacak  kaybettiğimizi düşündüğümüz yerde bizim için yeni şeyler doğacak  kaybettiğimizi düşündüğümüz yerde bizim için yeni şeyler doğacak  • • •

öngörülemez şeyler

Resim
öngöremediğimiz şeyler oldu hakikat susmazmış aşk durdurulamazmış ellerin bana birkaç beden büyükmüş, olmazmış şehirler kavuşmazmış bazı şeyler sadece filmlerde olmazmış insan öyle kolay yutkunamazmış zaman dondurulamazmış zaman dondurulamazmış
bıraktığında her şey akar ben de tıpkı bir ağaç gibi vazgeçebilirim yapraklarımdan kovabülirim üzerimdeki böcekleri vakti geldiğinde yine de ağaçlığımdan ne kaybederim? eylül

her aşkın bir manzarası var

hiç bu kadar şairane olmamıştı yitirilmiş şeyler. mesela yerdeki yaprakların ölüsü, dudaklarından kopan bir parçanın ölüsü, bir aşkın ölüsü... incecikti sevgimiz. sonbaharın öpücüğü yeterliydi yerinden kopması için. yine de hiçbir şey yanlış hissettiemedi. içinde bir keman yayı gibi akıp gitti. asfalta dökülen hiçbir şey unutulmaz. dans eden adımlar, paltomun etekleri, ellerimden kayıp giden ellerin... biliyorum poyraz boynumuzu büktü. bazı mevsimler bizim gibileri incitir. her aşkın bir manzarası var. izlemesi çok keyifli...

narin çiçek

bir sabah sıcak yatağımızda uyandığımızda koklayamadığımız binlerce narin çiçek döküldü bu toprağa kahkası tazecikliği hayalleri için yazılmamış günleri hiç görmediği merhameti için ağladık rengine doyamadığımız binlerce narin çiçek oturdu kalbimize  ağırlaştı çuvallaca ağırlaştı kelimeler bu acımasızlığın gölgesini aralayamayacak kadar ağırlaştı saflığın gökyüzü kimler öğrendi hiç öğrenmemesi gereken şeyleri çocuk yaşta kimler ödedi zalimlerin vicdan borcunu bu ayıbı kim örtebilir insanlıktan çıkmanın var binbir türlü yolu  ama bir yolu yok  bir yol yok toprak olan narin çiçekleri geri getirmek için

kalbin(m)in parçaları

bu gece her ne olduysa tekrar aşık olduk sandım  yeniden tanıştık sandım ben büyümeden sen yaşlanmadan biz eskimeden yepyeni olduk hiç eksilmedi ilhamımız bu gece gökyüzünden bir şeyler döküldü  kalbinin parçaları kalbimin parçaları // tekirdağ
 yağmurlar götürüyor ağustos'u söyle içindeki denizde ben yüzüyor muyum? yağmurlar götürüyor haziran'ı, temmuz'u; son üç ayı rüyalarında ben uyuyor muyum? bir yelkenli kiralasak geceye iki cümleden öteye gider miyiz? seninle olanları kimseyle olduramadım bütün pencereleri açsak, aşk rüzgarı girer mi içeri? // tekirdağ
içindeki denizde ben yüzüyor muyum?

kadın

sen ıssız lacivert gece yıldızlarını toplayıp bir buket yap hiç çiçek almamış kadınlar için bulutları dağıt havayı soğut yaseminler kokut çıplak omuzlarına saçlarını tararken dökülsün hüzünleri