beş
kemiklerim sızlıyor hastalıktan. beni, kaybolduğum bu zamanlarda anlaman gerek. uzaklık konulu tartışmalara girmeyeceğim. gazete küpürleri, hakların ihlali, zırvalar, boşluklar. nefesinden uzak kalabilirim, tozlu perdenin önünden sokağa dağılırken. yıpranmış kadife koltuklarda, biletsiz, yangın sonrası filmlerimiz. pervasız kalabalık, donuk bakışlar altında yürüyüşler. gözlerim, anlamaktan kırmızı. ve anlamadıklarımdan, gri çivilere asılı. olaysız dağılabiliriz evlerimize. başımızı nereye koyuyorsak, yuva dediğimiz o yere. bize dokunmayan kavgalar görürüz dükkanlarda, camlar kırılır; ilk düşüşte, kanlar dolar lağımlara. başımızı çevirmeden yürürüz. kaybolmama beş kala. sormayacağımız soruların bilinciyle, huzura sonsuz dua. üşüdüğümde paltoma sarılmayacağım, içim titrediğinde kalbine sokulmayacağım vakit. beni giderken anlayacaksın. o hastalıklı halimle. bantları kesip, eksik serüvenlere uçacağız. son uçakta, dilekçe ve bozdurulmamış çeklerle. alı...