Kayıtlar

-

Resim
 bir ressam, bir müzisyen şairliğe soyunmuşuz uzak kıyılarda  iki çift kelime etmiyoruz birbirimize  ayrı manzaralara bakıp şiir yazmaktan // tekirdağ

kıyı köyü (dolunay)

Resim
 bir kayaya şiir yazmışsındır tahminimce, dalgalar seni öperken kalbindeki titrekliği ellerin dinlemez biraz ben yolladım rüzgarına beyaz çarşaflar seni sever gibi örtsün diye güneşini yaktım sensiz geçen günler için sevgilim, buralarda yokuz ıssız ve sahipsiz dolunay mevsimi ışığına her baktığımda biliyorum ki gözlerin... // tekirdağ

rüzgar alıp götürmeden

Resim
  böylesine ince bir ruhun varken nasıl bu kadar kırabildin diyorum beni bazen şimdi kelimeler bile öyle acımasız öyle yorgun bir kez daha okunmuyor dizildikten sonra ne umut  ne sevgi  ne de o ilk an susmaktan korkuyorum ben susarsam kaybolurum ben başkayım senden başka dünyaların istasyonundayım boş ver diyorsun zaten güzel değiller benim, hayatının beyoğlu sokaklarının parçası biraz uzak, biraz yakın rüzgar sesimizi uzaklaştırmadan şarkılarımızı söyleyelim fazla vaktimiz kalmadı güzel günlerimizi unutmak üzereyim

bir an şiiri

Resim
 aşk şiiri olmaklara birkaç inanç yılı uzağız ama belki kulağına paris'de bir "an" şiiri fısıldarım bazen seni sevme mevsimim gelir, sevişirim bazen yapraklarım dökülür, seni yine arkadaş edinirim kalmadı birbirimize şaşmalarım ne senden az, ne de çok zamansızım nasıl seviyorum, eskimişliğinle, senelerinle, ayrılığınla cebimde taşır gibi beni nasıl sevdiğini anlatışın gibi "nasıl olduğunu bilmiyorum ama" diye başlayan cümlelerin öyle oluyor, senin çocuk kalbin ben kurban oluyorum böyle bilmiyorumculuğa

sabun köpüğü

Resim
 sabun köpüğüne üfler gibi ardını görüyorum şehirlerin senden geçiyorum sevdalara bir sıcak kulaç atsan saçımın dalgalarına biz deniziz, tüm kavuşmalarımızda bilmediklerimi geçtim, bildiklerimin dahasıyım ben senin doğduğun şehrin heyecanıyım başının üzerinde açık turuncu güneşim bu ılık rüzgar sensizse, ben orada hiçim şimdi kulağına üflediğim en güzel şarkıyım her limanda bir sen parçası bu gökyüzüne elin değmiş, bilirim bilirim ki her gece, manzarama bakarak uyursun ben gözlerinin ardını görürüm sabun köpüğüne üfler gibi

ölüm mevsimi

Resim
şimdi öyle bir yalnızım ki, sen varsın yalnızlıktan fazla  saatler var, bakmıyorum hiç bilmiyorum yüzleri  bir rüzgar duyuyorum, soğuk  senden sonra tüm güzler ölüm mevsimi  gözümü kırpsam gözlerin batacak boğazım kurusa sesini yutkunacağım yoksan da oturur yanımda ağırlığın ben sen varmışsın gibi susarım ellerin vardı, saçların tenimde içimi ürpertir dünden hatırladıklarım denizdin, yağmurundum, aktım nedendir, gittin  bir bardak sudan daha azım  bir kedinin umarsız kuyruğu gibi sallanırım  makyajım gözyaşım  şimdi yalnızım bir de sen, diye bir yalnızlığım.  öğrendim, yalnızlık güzeldir güzeldir, yine de seni düşünürüm her fırsatta çünkü hiçbir yalnızlık sensiz değil  anladım 
Resim
belki bana verdiği son acıdır bu tekrarlar silsilesi günün sonunda bıraktığım parçalarımdan her birini şimdi çağır da gelsin aşka dua edip ait olmadığın yerlere gitmek üzere  artık susmak geliyor içimden zaman sanki bir rüzgar ve o rüzgarın tadı hep aynı.  saçlarının dalgasına yüzdüğüm, boğulmak üzere  aynı güne her dakika uyandırdığın gözlerinde  zaman hiç bu kadar hiç olmamıştı  yağmurun tadı aynı  biz ayrı  içi sıkılmış evlerde bir karanlık diziymiş bu  bildiklerimi unutmak istiyorum seni beni vurmak  kalemi kitaba vurmak sağı sola  rüzgar sana, bana hasret dağılmıyor bulutlar ben unutmak istiyorum  ama tahammül edemiyorum beklemeyi unutmaya

melun beste

Resim
boş bakıyorum manzaralara tanıdığım benden uzak  gördüğüm seni unutarak siyah beyaza eskitiyor gözlerim  bir gece daha ekliyorum eksi tarafa  kolkola gülüşler geçiyor yanıbaşımdan biraz melun biraz garip bütün eylül'ler yalan  bütün şairler yalancı  ne o seven kalp var gecede ne baharın tadı  yalnızlık satıyor bu bulaşıcı esrime git başımdan anlamıyorum insanlığımı  aklımın dalgaları vuruyor kıyılara bir sen çağırıyor şarkılar bir sen itiyor geri yine bir yıldız göz kırptı sanıyorum git aklımdaki sen, cehennem kurşunu  adın sancıyor rüzgarda  kanlı hazan, kanlı ay gözyaşı kan kırmızı 
Resim
bir sinek gibi içine çekip öldürüyor ışığında, uzak olan tek şey uğruna yakın olabileceklerden kaçış 

estet ve fandango

Resim
 öyle doğru laflar ediyor  öylesine yanlış adamlar  değiştiremiyorum kış avcıları gibi dönüyoruz eve  karda kan izi  karda kan izi herkes bir parça cehennem yapmış kendini  kadının siyah saçları uyur toprağa  sığmıyor ayak izleri  aşikar eski bir yanlışa aşk yapmış kendini kimi gözlerini kapıyor yaşarken susturucudan çıkan mermi oluyor doğru adam  onun yanlış lafları vuruyor kalabalık bir evlilik fotoğrafını sessiz karda kan  izi  karda kan izi 

kedi

Resim
bir ayağım ötekine değiyor masanın altında  kedi sanıyorum kendi ayağımı örtüyorum oramı buramı  dürtüyorum bakıyorum yanlış taraflara  onun bunun elini kolunu nereye koyacağını bilmediğinden bir sigara koyduğunu duyuyorum iki parmağının arasına  birkaç gülümseme konduruyorum  kolonlardaki aynaların yansıyan bir parça ağız, bir parça burun ve bir parça alnına bir adam görüyorum  önce elleri, sonra tümden adam gözlerini kaçırıyor garsondan aşk sözleri kaçırıyor kapalı ağzından edepsiz laflar kaçırıyor  beyaz masa örtüsündeki sigara yanığının üzerinde gezdiriyorum parmaklarıımı yaranın üzerinde gezdiriyorum parmaklarımı yaranın yerini biliyorum  bu adam boş yere konuşmuyor boş sandalyeyle

ve perde

Resim
kan akıyor burnumdan oluk oluk  bacaklarıma banyonun fayanslarına bir psikopat gibi diyorum  ellerimle tutmaya çalışıyorum kanı havada tutmaya çalışıyorum sanki ellerimle tuttuğumda beyaz olacak  akacak geçmişimin pasından, pak ve hür etmeye bir küvet kenarları sarı  bir küvet ve resimler çiziyorum  nefes nefese resimler  ben solumayı unutuyorum  kesik bir kulak çiziyorum  o kulağı anneme gönderiyorum telefondan  her seferinde farklı olan bir imza atıyorum  bir isim takıyorum kendime eski lakapları hatırlamaya vakit yokmuş, dehlizlerden koşuyorum selam veriyorum, beni hiç tanımayan bir manav bir bakkal görüyorum  el sallayıp birkaç tanıdık ağaca sarılıyorum  endişe kokmuyor sanıyorum ya da hiçbir şey kokmuyor artık  birkaç siren sesi görüyorum gözlerde  koşuyordum ışıkskzdım hatırsızdım pek bilmiyorum kırmızı olmak isteyen bir duş perdesine sarılmıştım

diri

Resim
geceye ayı örtüp  güneşi doğurdum denizde suyu yalayan o pembe maviyi kimseye anlatamam saksağanların kavgası mı beni uyandıran?  yattığım yerden bir yabancı manzara  çok yeni tanıyorum bazı çocuk olmakları ellerimde böğürtlen lekeleri  eteklerimde dikenler çoğullar yutkundu gitmelerin sesi bile pembe mavi  o kavgada ben de varım  bozdum, yine bozarım  bu hep böyle bilindi, biline

gülün halimize

Resim
saat sabahın 5'i ve uyanıksak biliyoruz martılar gülüyor halimize  bakmaya hasta gözlerdeki sen,  optik bir yanılsama  bendeki değişmeyen sen,  umutsuz çaba  saat sabahın 5'inde  daha hiç uyumamışsak daha hiç uyumamışsak birlikte  gülümse kader  kara kanatlarına gülümse 

fabrika ayarları

Resim
aşkım kayıp eşyalar kısmında henüz şüpheyle zehirlenmemiş hakikati bekliyor  terk edilmiş bir avuç anda kalmışlık mı diyeyim bir defter sayfası mı tutunduğu  bilirsiniz bütün uyuyamayanlarla iş birliği içindeyim  bilirsiniz iflas etmiş bir bankayı soyuyorum çıplak elle cennetin cehennemini duyuyorum  cennetin dikte edildiği yerde  bilirsiniz aşkım dönecek fabrika ayarına  kapananlar açılmak  gelenler gitmek  gün beklemek  her şey bitmek içindir biline

soylu çürüme

Resim
artık saatleri onunla doldurmak faydasız  kederleri iki kat yaşamak ve dahası güneşi görmeyen dalları gibi bir ağacın sigarayı ciğerine çekmiş bir asi gibi kuru  şeytanın esnemesinden çıkmış tembellikte nefesim  aşk venüs'süz, savaş mars'sız  sevinçlerimiz,öpüşlerimiz; düşünmek ama taşınamamakta kaldı  bundan sonra olacaklar beklenmedik ve  acısız hepsi anlamsız, hepsi böcek ruhumda  birbirimize dokunmuştuk diyorum  o halde bizler varız  bir zamanlar bazenlere eksildi  biz yine varız  sinsiden böcekler girdi kulağıma  kulağımda yuvaları; beynimde, damarımda kırmızı ve maviler  mavi damarlar, yeşile çalan damarlar, toprak tadında damarlar  içimdeki ritmik adımlar  bu iki kişilik bencillik  ve iki kişilik yalnızlık  cehennemin gözleri yok  anılar dönmeze tutsak  kızgınlığın yerinde, utanç ve idrak  kalan tek kuş, hatıra olmaya uçan siyah bir ışık hüzmesi bunu daha önce yaşayan bir ruha anla...

romantik terörist

Resim
masum bir meteorolojik gözlem olmaktan çıkan gri bulutlar ve ölgün ağaçlar çevreliyordu hikayesini çayı fincana nasıl döktüğü,  aldığı sebzeleri naylon torbaya nasıl doldurduğu...  kurgudan yoksun en iyi olasılıkla onu sevdiğimi söylerken sözcüklerim zamanla sınırlıydı ince düşlerin hepsini birden yaşamanın olanaksızlığıyla romantik nostaljiyi,  papatya çayının içinde eriyen korkuları bir daha hiç aklıma getirmeyerek öldürebilirdim içimde ama hiç yoktan banka kuyruğundaki bir yüz,  penceredeki mum ışığı yansıması, altımdan geçen sıcak kalorifer boruları bile nostaljik bir hızla arkadan yetiştirmeye çalışıyordu paylaşılmış deneyimlerle taçlanan anıları oysa şimdi sıradan bir insandan öte bir şey göremiyorum sen büyüsünden arınmış göz kapaklarımı kaldırdığımda sadece sus diyebiliyorum arzunun çocuksuluğuna daha sonra ardında kalan tuhaflıklarla yıkarım yüzümü aramızda yok denecek bir şey vardır hala