yağmur sesi
sabahın insanlığından çıkmamış saatlerinde yağmur
kurtarmıyor titrek telaşları
bir kadının dikenli parmakları
bir kadının gergef işlemekten iğneler batmış parmakları
bir kadının gergef işlemekten iğneler batmış parmakları
varsa acısı
yağmurdan geri
sessizlikten öte
kurtarmıyor adamın bakışları
kırıyor arzuları inceden
inlerken
inim inim
unutmam söylenen hiçbir şeyi
sen de öyle misin pek bilmem
döner döner vurur mu kabzası geçmişin
döner mi fiziken icap eden eller sahibine
belkiler savaşır eni konu
belkiler savaşır eni konu
iki kırgın kadeh tokuşur gülümsemeyerek
boğaziçi'nde sis yutmuş vapurları
adam mı diner yağmur mu
ölürmüşüm yüz yaşımda
eflatunlar içinde
eflatunlar içinde
sen boş odanın tek ışık giren penceresi
kurtarmıyor sabahın ıssız çiseleri
Yorumlar
Yorum Gönder