mavi tuna valsi

omzumdan karnıma kadar kesikler var vücudumda.
dört perdelik bir operanın ikinci perdesinde çıkıp, aklı olanların uğramadığı sokağa girdiğimde olmuştu hepsi.
bu yırtınma çağrısıydı belki beni yerimde tutamayan.
birbirine denk koyu renk paltolar sarmıştı etrafımı,
ışık sızmıyordu aralarından.
sadece lafları gözümün bile görebileceği kadar keskindi.
semtin kedi kesenleri.
tüm sahtekarlıklardan izoleydi.
yolun yarısını geçtiğim bu hayatımda,
bu kadar gerçeğini görmemiştim.
gelecek tüm darbeleri kucakladım beni büyüleyen doğrulukta.
oysa çok da gözü kara değilimdir,
hayır
yiğitlik de değildi yaptığım
o kadar büyük olayların insanı olmadım hiçbir zaman.
dedim ya,
sahicilik
hiç karşılaşmadığım kadar açıktı,
sizi temin ederim
bir oyunun içinde yaşıyorsanız,
böylesine bir kararlılıkla karşılaştığınızda
iyi kötü ayrımı bile yapmıyorsunuz.
belki de sahiden iyiydi...
bir şey olacak
bir şey olacaktı,
ne kadar hazır beklesem de o ilk anı yakalayamadım.
dehşet verici ve çok aniydi.
vücudumdan ateşler çıktı sanki
katranlar akıttım yeni boyadığım ayakkabılarıma.
beni o umarsız adımlar getirmişti buraya.
birkaç saniyelik uğultu ve donukluktan sonra sessizlik yayıldı içime,
sokağa,
sanki tüm dünyaya.
acının hatrı sayılır çeşidini tatmıştım o ana dek,
böyle olunca daha bir şaşırmaz oluyorsunuz ihtimallere karşı,
fakat bu,
bu cehennemden çıkmış acı
aynı zamamda tüm yaşamların en sakinleştirici şeyiydi.
bu,
bir binanın yıkımı sırasında itfaiye hortumundan çıkan tazyikli suydu.
yalnız kaldım, bilincimi de alıp götürmüş gibiydi küt parmaklar.
şimdi düşünüyorum da,
uzaktan bakıp kare kare fotoğraflamak isterdim o anları.
gözümün önüne gelen tek net görüntü,
sağ elinde gümüş yüzüğü parlayan parmaklar...
en çok onların fotoğrafı olsun isterdim,
saklardım karanlık bir madde gibi.
ne ben dokunabilirdim,
ne de kendi cinsinden başka bir şey.
sadece var olurdu,
orada olduğunu bilirdim.
zaten
cildindeki kabartılı şeritlere dokunmaktan hasta olacağım.
elim başka hiçbir şeye gitmiyor.
kilometrelerce yol kat etmişim hissi veriyor her geçiş.
hiçbir saniyemde beni yalnız bırakmıyor.
bazı dillerde dönüm noktası,
bazı dillerde uçurumdan atlanılan an...
ölüm.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

uykusuzlar listesi

kadın