hafif bir değişim rüzgarı



doktor randevusuna tam saatinde ama yanlış günde gidince anlıyor insan bir şeylerin değiştiğini (ters gittiğini demiyorum bak). yalnız sen de anlamıyorsun, karşındaki de anlıyor. öyle karşılıklı şaşırıyorsunuz; senin bu büyük şaşkınlığına. oysa zaten eskisi gibi dakik değilsindir artık, zaten eskisi kadar iyi bir dinleyici değilsindir, zaten eskisi kadar önemli değildir giydiğin giysilerin renk uyumu. eksilmeler ve hafiflemeler öyle ahenkle dans ediyor ki bu değişim rüzgarında, tam da bu yüzden işler ters gidiyor diyemiyorum işte. aylarca giymediğin pantolonun cebinden buruşuk bir kağıt para çıkar ve çocuksu bir mutluluğa kapılırsın ya; o mutluluktan ne kadar uzaklaştığını hatırlıyorsun hafifledikçe. çünkü uzunca bir zaman o parayı cebinde unutmak için bile fırsat vermemişsin kendine. unutmayı unutmuşsun. gün gelip unuttuğunu fark ettiğinde, kulağında yüksek sesle bir "oh be" çınlıyor aniden. denizin üzerinde sırt üstü yatarken tüm kontrolleri bırakmış gibi gözükürsün ama bütün sistem senin iç dengene bağlıdır ya. işte bedeninin altında kayan lıkır lıkır su, senin ödülün, o an bir tüy kadar hafifsin. 

oh be, renkleri seviyorum artık. oh be, topuklu ayakkabı giyiyorum artık. oh be, geceleri deliksiz uyuyorum artık. 

oh be, hoşçakal diyebiliyorum artık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

uykusuzlar listesi

mavi tuna valsi

kadın