Kayıtlar

pamuk şeker

Resim
  nasıl seveyim seni? nasıl sevmeni isterim senden? ağzında bulut tadı, ellerinde yapış yapış izi tatlı bir hayal hayalperestin gizli tarifi  bırakıp gidemediğin bir adam, ve pembeye boyayamadığı bir hayat...

keşfedilmiş karanlık

Resim
  kelimeler ayın karanlık tarafında çıkar ortaya  fark etmediğin benliğinle, ilkel yanlarınla tanıştırır seni kavuşmadığın varlığınla yanağından süzülen sıcacık bir damlayla sevişirsin güneşle ayna arasında bir  aşk varsa  ayna tamamen güneş olur ve keşfedilmiş bir karanlığın varsa  tüm aydınlıklar senin olur 

koku

zaman patır patır dökülürken günlerin boşlukta çınlayışı yaşlandırıyor insanı bu genç yaşında kalabalıklar dolup boşalıyor geceleyin yokluyorum ellerimle yalnızlığı ayaklarımla yokluyorum kaldırım taşlarını, tökezleyip düşmeyeyim diye  insan cebinde parası yokken acıkmıyor tanıdıklıklar gözleri doldurmuyor ve kokunun ortamı terk etmesi, yalnızca sekiz dakika sürüyor 20 temmuz  beşiktaş 

hafif bir değişim rüzgarı

Resim
doktor randevusuna tam saatinde ama yanlış günde gidince anlıyor insan bir şeylerin değiştiğini (ters gittiğini demiyorum bak). yalnız sen de anlamıyorsun, karşındaki de anlıyor. öyle karşılıklı şaşırıyorsunuz; senin bu büyük şaşkınlığına. oysa zaten eskisi gibi dakik değilsindir artık, zaten eskisi kadar iyi bir dinleyici değilsindir, zaten eskisi kadar önemli değildir giydiğin giysilerin renk uyumu. eksilmeler ve hafiflemeler öyle ahenkle dans ediyor ki bu değişim rüzgarında, tam da bu yüzden işler ters gidiyor diyemiyorum işte. aylarca giymediğin pantolonun cebinden buruşuk bir kağıt para çıkar ve çocuksu bir mutluluğa kapılırsın ya; o mutluluktan ne kadar uzaklaştığını hatırlıyorsun hafifledikçe. çünkü uzunca bir zaman o parayı cebinde unutmak için bile fırsat vermemişsin kendine. unutmayı unutmuşsun. gün gelip unuttuğunu fark ettiğinde, kulağında yüksek sesle bir "oh be" çınlıyor aniden. denizin üzerinde sırt üstü yatarken tüm kontrolleri bırakmış gibi gözükürsün ama bü...
piyanonun tuşları ne kadar tozluysa, o kadar pişman hissediyorum kendimi her gecenin sonunda 

yarın yok

  bir gece yangından sonra imara açıldı topraklarım ve bunu hiç planlamamışım gibi yalanlar söyledim  senenin bu zamanları hep aynı ayrılığa düşeriz oysa  zaman geldi  ve hatta zaman kalmadı belki de kalbini simsiyah bir uykunun derinliklerinden uyandır yarın yokmuş gibi sarıl yarınımız olmayacak büyü bozuldu sevgilim  artık sadece şiirlerde varız belki bir de şiir gibi resimlerde... 5 haziran

kelebeğin uçuşu

Resim
  gözüm pek iyi görmüyor ama yine de gözümün gördüğü gibi çıkmıyor fotoğraflar bu çağ insanlara bir şey yaptı hepsi hayalet oldular  tüm aynaları kaldırdık görünmez aklın bir tek sesi geliyor zannettiklerimi olumluluklar çerçevesinde anlatamam beni bu dünyada tutan  kelebeğin uçuşu kadar olup zamansız olan bilgiye bir umut sunabilme aşkı

bu şiir sana yazmadım

Resim
günden güne kuruyor dudaklarım yapraklarımız dökülüyor  daha düne kadar ayaklarımın üzerinde durabiliyordum yapılanların bir sonucu olur her zaman  hikayeyi tamamlayabilmemiz için yaza ihtiyacımız var konuşuyorsun ama duymuyorum ilginçtir aşkın yaptıkları kirpikleri bile kendine batabiliyor insanın bana yalan söyle ama kendine yalan söyleme ayaklarım üşüyor bu hissi tanımlamak bile bir bela bu yüzden yalnız uyuduğum çarşafları dava edebilirim uykuya dalabildiğin son saat kaç acaba? insanlar garip rüyalar görüyorlarmış zaman, aslının ne olduğunu ortaya çıkarır adının ne olduğu ise önemli değil  bizi daha önceden tanıyor muydun? çok ilginç  eskimişliğin hışır hışır hışır yaprakları iki yol var biliyorsun değil mi? çocukluğundan hatırladığın bir oyunmuş gibi güvenmek ister misin? beni duyuyor musun? az kaldı sadece birkaç dakika

gözünün mahareti

Resim
  yeni bir şehre ayak bassam onun bakışı var mı orada  yabancısıysam rüzgarının  o dilde güzel sözleri hiç duymamışsam onun imgeleri var mı iç çekişleri var mı çünkü onun gözünden bakmak gerek dünyayı yaşanılır kılmak için baktığında bahar kokuyorsa kalbim  güzeli gören, gözünün mahareti

29 ocak

Resim
 şu soğuklar bir geçsin üzerimizdeki paltoları atalım ten tene yürüyelim sokaklarda çayları keyiften içelim buz kesti ayrılık için içime değsin tez vakitte

kalbi kırık aşklar ve şiirler

Resim
  bu gece çok şiir yazasım var ama kalbi kırık şiirlerimin kapalısın, yüz kat kapılar ardında hiçbir sözüm açamaz seni  açamadı şimdiye dek geçen yıllar mı öğretti yoksa sen mi törpüledin sevgini gün geçtikçe değmez oldum kuytularına hangi kadın açamaz sevdiğinin kilidini biliyorum kalbin gördüğümden daha büyük söyle bu kadar temkinli olunur mu aşka yalnızlıklardan yalnızlık beğendik birlikte bize en çok bu renk yakıştı sevmeyi en çok uzak halinden tanıdık kim acıttı canını, kendinden başka hayranım kalbine bildiğime fakat göremediğime hangi kadın olmak istemez aşkından daha yakın aşka 24 Mart 2023

otel

Resim
  duvardaki sıva benimle konuştu birkaç kat alttan, tüm eskimişliğiyle avizenin içindeki sinek konuştu bu gece burada sensiz yatacağım yarın gece belki çağırırım şimdi gururluyum aramayacak kadar  istanbul'da kalmak istediğim tüm otellerin listesi cebimde peçeteleri altında öpüştüğüm lambaderleeri bu gece yalnız yatacağım yazdan kalma bir pijamayla üşütmüyor chet baker dinlerken aşka inanıyorum o dakikalarda sökülüyor renk renk örülmüş bir battaniyenin ipleri hislerimin temizliğinden daha şüpheliyim ona nazaran bu eski otellerin eski aşkları yalnızları, suçluları metresleri, fahişeleri şehrin tüm yalnızlık suçluları bu gece yalnız yatacağım yarın gece ararım kendimi
Resim
hiç çocukluk aşkım olmadı evimin tavanı hiç rutubet tutmadı başkalarının acıları garipti aşkları vardı, garipti tavan köşeleri ıslak duvarları hepsini yadırgadım hepsi benim oluncaya dek
Resim
çok güzel değildin ve bunu kimse anlamayacaktı sadece birkaç şeyden yeteri kadar vardı yeteri kadar güzeldin yeteri kadar sözlerin vardı ocağın yeteri kadar gözü yeteri kadar kahvemiz vardı

balkondaki afrodit

Resim
ne yazık ki vazgeçiyorum geleceğin ve günün rüyasından kızgınlıklarım, oyuncu kadınlar, gururlu kadınlıklar... elveda balkondaki afrodit elveda iz düşümümün iz düşümü senin gözünden her şey daha yaşanılası ve bulutların tadı daha anlamlıydı ne yazık ki vazgeçiyorum günler zamanda çürüyor gitmesi için nehre bırakmak ve gitmesine izin vermek arasındaki ayrım zor  gün seninle batsın ve tenimizde çiçekleri uzaklaşmasına izin veriyorum içimdekilerin elveda keşkeler tüm buluşlar doğduğum ayda gizlenen kırgın çiçeklerimin tohumu yitirilenler kaybolmasına izin verilenler vakitsizlikler ve bekleyişler elveda balkondaki afrodit son bir kez yağmurla yıkan
Resim
kalbimin kocaman, hayatımın küçücük bir yanı varlığımın en büyük sırrı sen gizsin sevgilim
Resim
  oturup bir hesap yapsak birbirimizi ne kadar gördüğümüzün kısa bir listesini çıkartabiliriz seninle  biz hep uzak kaldıysak, bu sevda nerede yetişir? yanık teninden, tatlı incir kokulu akşamlardan uzaksak bu sevda nerede yetişir?