Kayıtlar

aşka 103 basamak

nelere şahittir bir sevgilinin göğüs kafesi? orada bir dünya yeşerir bin umut yiter... orada zamanı durdurmanın formülünü bulduğunu düşünürsün her şey seni örten derin kadar tanıdıktır alışkanlıktan mıdır, sevmekten midir; ayırt etmek istemezsin dudakların uzanır  ama tutmazsın daha o anı yaşarken, adını bir şiir koymak istersin. ne geriye dönebilecek bir noktadasındır, ne de bir adım ilerleyecek... o kadar ağlarsın ki, ağlamaklar anlamsızlaşır açlıktan nefesin kokar da acıktığını duymazsın hiçbir kötü kokuyu duymazsın tüm rahatsızlık verici durumlar sıradan ama yaşanılası gelir  her santimini ezberlemek istersin, o seni zaten ezberlemiştir; hüznün olgunlaşır... belki de düşünmeye en elverişli yerdir  kalbinin attığı yerde; sessizlik sese, ses söze dönüşür aklın, kalbine yetişmeye çalışır başın ağırlaşır nefesin hafifler bir gün oradan gitmek gerektiği fikrini reddedersin reddedişlerin seni bir aşk suçlusu ilan eder bilirsin, kendine sözler vererek nefes nefese çıktığın m...

sadece sevelim, vakit kaybetmeden

birbirimize sözler vermeyelim asla bırakmayacağımıza dair hiç üzmeyeceğimize dair bir gün üşürüz içimiz üşür bir gün koparız dalımızdan elimizde, yapılacak şeyler listesi, kalır hiçbir şeye fırsatımız kalmaz  kasım 15

düşünme-k

başka bir şeyi düşünmeye fırsat kalmasın diye, üç kitabı aynı anda okuyorum  notlar alıp bırakıyorum kenarda  bu yüzden sözlerimin tarihi geçiyor  yavaşlarsam patlayacak sanki dünya  zamanda asılı kalacak, milyonlarca parçası iki büklüm duruyorum geçmişin önünde  düşünmeyeyim sırtının ağrısından, dizlerimin ağrısından başka bir şeyi üşümek iyi hiç haber almamak iyi bilmek ne zor olurdu bensiz yapabildiğini düşünmemek iyi  düşünmemek iyi 

iç sea

• • • kaybettiğimizi düşündüğümüz yerde bizim için yeni şeyler doğacak  kaybettiğimizi düşündüğümüz yerde bizim için yeni şeyler doğacak  kaybettiğimizi düşündüğümüz yerde bizim için yeni şeyler doğacak  • • •

öngörülemez şeyler

Resim
öngöremediğimiz şeyler oldu hakikat susmazmış aşk durdurulamazmış ellerin bana birkaç beden büyükmüş, olmazmış şehirler kavuşmazmış bazı şeyler sadece filmlerde olmazmış insan öyle kolay yutkunamazmış zaman dondurulamazmış zaman dondurulamazmış
bıraktığında her şey akar ben de tıpkı bir ağaç gibi vazgeçebilirim yapraklarımdan kovabülirim üzerimdeki böcekleri vakti geldiğinde yine de ağaçlığımdan ne kaybederim? eylül

her aşkın bir manzarası var

hiç bu kadar şairane olmamıştı yitirilmiş şeyler. mesela yerdeki yaprakların ölüsü, dudaklarından kopan bir parçanın ölüsü, bir aşkın ölüsü... incecikti sevgimiz. sonbaharın öpücüğü yeterliydi yerinden kopması için. yine de hiçbir şey yanlış hissettiemedi. içinde bir keman yayı gibi akıp gitti. asfalta dökülen hiçbir şey unutulmaz. dans eden adımlar, paltomun etekleri, ellerimden kayıp giden ellerin... biliyorum poyraz boynumuzu büktü. bazı mevsimler bizim gibileri incitir. her aşkın bir manzarası var. izlemesi çok keyifli...

narin çiçek

bir sabah sıcak yatağımızda uyandığımızda koklayamadığımız binlerce narin çiçek döküldü bu toprağa kahkası tazecikliği hayalleri için yazılmamış günleri hiç görmediği merhameti için ağladık rengine doyamadığımız binlerce narin çiçek oturdu kalbimize  ağırlaştı çuvallaca ağırlaştı kelimeler bu acımasızlığın gölgesini aralayamayacak kadar ağırlaştı saflığın gökyüzü kimler öğrendi hiç öğrenmemesi gereken şeyleri çocuk yaşta kimler ödedi zalimlerin vicdan borcunu bu ayıbı kim örtebilir insanlıktan çıkmanın var binbir türlü yolu  ama bir yolu yok  bir yol yok toprak olan narin çiçekleri geri getirmek için

kalbin(m)in parçaları

bu gece her ne olduysa tekrar aşık olduk sandım  yeniden tanıştık sandım ben büyümeden sen yaşlanmadan biz eskimeden yepyeni olduk hiç eksilmedi ilhamımız bu gece gökyüzünden bir şeyler döküldü  kalbinin parçaları kalbimin parçaları // tekirdağ
 yağmurlar götürüyor ağustos'u söyle içindeki denizde ben yüzüyor muyum? yağmurlar götürüyor haziran'ı, temmuz'u; son üç ayı rüyalarında ben uyuyor muyum? bir yelkenli kiralasak geceye iki cümleden öteye gider miyiz? seninle olanları kimseyle olduramadım bütün pencereleri açsak, aşk rüzgarı girer mi içeri? // tekirdağ
içindeki denizde ben yüzüyor muyum?

kadın

sen ıssız lacivert gece yıldızlarını toplayıp bir buket yap hiç çiçek almamış kadınlar için bulutları dağıt havayı soğut yaseminler kokut çıplak omuzlarına saçlarını tararken dökülsün hüzünleri

sevda eskisi

 seni sevdiğimi anladığım günlerde telaşın da hoştu, yabancılığın da zamanda nasıl kavruldu da değişti aşkımıza ayna tutamadık oysa ne güzeldi  unutmak mümkün değil  mümkün değil atmak kirpiklerimdeki izini üst bacağıma usulca kondurduğun elini semtinin mavisini... o en sevdiğin rüzgara sığın da, unuttur bana geceyi unuttur bana bizi terk edilmiş evlere benzedi ruhlarımız ihtimalleri döküldü sevincin seni sevdiğimi anladığım günün üzerinde güvercinler geziyor  yine de seni her gördüğümde, ilk gördüğüm ana dönerim dudakların unutkanlık nehri adın sevda eskisi
 sen istanbul'u izliyorsun, ben seni sen konuş diyorsun, ben tüm diyeceklerimi unutuyorum ekim 2023 / pera

pamuk şeker

Resim
  nasıl seveyim seni? nasıl sevmeni isterim senden? ağzında bulut tadı, ellerinde yapış yapış izi tatlı bir hayal hayalperestin gizli tarifi  bırakıp gidemediğin bir adam, ve pembeye boyayamadığı bir hayat...

keşfedilmiş karanlık

Resim
  kelimeler ayın karanlık tarafında çıkar ortaya  fark etmediğin benliğinle, ilkel yanlarınla tanıştırır seni kavuşmadığın varlığınla yanağından süzülen sıcacık bir damlayla sevişirsin güneşle ayna arasında bir  aşk varsa  ayna tamamen güneş olur ve keşfedilmiş bir karanlığın varsa  tüm aydınlıklar senin olur 

koku

zaman patır patır dökülürken günlerin boşlukta çınlayışı yaşlandırıyor insanı bu genç yaşında kalabalıklar dolup boşalıyor geceleyin yokluyorum ellerimle yalnızlığı ayaklarımla yokluyorum kaldırım taşlarını, tökezleyip düşmeyeyim diye  insan cebinde parası yokken acıkmıyor tanıdıklıklar gözleri doldurmuyor ve kokunun ortamı terk etmesi, yalnızca sekiz dakika sürüyor 20 temmuz  beşiktaş