isabel kasırgası




hayaletle yürümek gibi kendimle olmak
varlığını her zaman bilip de ulaşamadığım bir şey var içimde

kış geçiyor bu civardan
lacivert gece çatılardaki kiremitlerden aşağı

güzel yalanlar söyleyen dürüst bir insanım
kendi ölüm ilanını gazetede görmek gibi donuk
ama kendi ölünü gömmek kadar değil bilinci

zamanı sayarak geçiriyorum
saymayı bildiğim günlerden bazılarını
pazartesiden perşembeye
her şey toz ve gaz bulutuyken ne vardıysa
hepsiyle

onları senelerce gizli bir yerde sakladım
ta ki hepsi birer takıntıya dönüşene dek
bilmediğin kadar kötüyüm
kendimi dağıtırken masumaneleri de öldürdüm es kaza
göründüğü gibi değil
görünen kadar değil hiçbir afet

beni buradan götür, hazırım
 bütün kanatlara, mucizelere
aşka inanmaya ve sana
burada yaşamak istemiyorum
daha fazla ölü görmek...
dilimden akıyor bütün kan

sırlar ve yalanlara geri dönelim lütfen
ancak o zaman öpüşebiliriz, içten
ve tahrip etmeden.

şimdi muhtemelen pençelerini daha da derine salıyor zaman
beni duymak istediğin zamanlardaki gibi birkaç küçük yalan
ancak böyle geçebiliyorum içinden,
yıkmadan bizim sandığımız güzellikleri.

güneşte yürüyor gibisin
daha önce süzmediğim bir frekans bu
kafası kıyak ve büyük laflara bağımlı
güneşin tüm renkleri dilinde,
kasırgadan sonra doğan
ve adın, örtünün altında geçirilmiş koca bir sene
unutmak istediğin tek şeyi unutmamaya bütün yakarışlarım
bütün lafların yorgun
yoldan gelmiş ve hep yolda...
tutkulardan bir meze cümbüşü diziyorum izlerken, dinlerken
hem de mutfakta çok kötüyken
kalbindeki cehennem
ya da benim cennetim
umursamaya çalışıyorum evim olması gereken yeri
bir yalan daha berrak kaçıyor ve eskiden yazılmış şiirler daha ağır basıyor her şeye rağmen



beni bu yolda bırak ve glt
beni bu yolda yalnız bırak ve glt
uçurduğum bir kasaba
duman
ve şehir
beni burada bırak git
adımı koy
ve ondan sonra





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

uykusuzlar listesi

mavi tuna valsi

kadın