Kayıtlar

bordo apartmanı

Resim
ağlamış, sıvalarını dökmüş yine şimal yüzünden belli, akiller uğramayacak bir daha anahtarlar okşamayacak oylumlarını puantiyeli şemsiyesini bırakmış bir kadın sanki unutmuş gibi yaparak bir basamak daha eksilmiş giriş katından korkakça adımlarla ayak kaydıran öyle alel acele terk edilmiş ki topuğunun sesi, rüzgarının izi bile rabıtalarda ağlamış, kapı menteşeleri yakmış tüm dillerde ağıdını en son bir ağaç çökmüş üzerine bir ağaç ölüsü sessizliği bir yaşanmışlık ölüsü kokusu ihtiyar bordo apartmanı artık kedilerin bile dönüp bakmadığı
Resim
bizimki bir nevi aşık atışması bir sen yazıyorsun acıyla, bir ben belki yalnız ben aşığım sen atışıyorsun ikimizle

yanarak üşümek

Resim
 bir gün gitmek dertli yanarsa için  bu soğuğun, yağmurun altında çıplakken hem de yanıyorsa için belki üşümek başka şeyleri unutturuyordur sana belki adımları silik bir kadını bırakışın belki terk edişini yorgunca gökyüzünü yüzlerce çizgiyle birleştir gözleri deniz, yüzmeyi bilirsin hadi bu sokaklar seni teselli etsin onlar kadar eski değilsin

şehir bile unutacak

Resim
bana senin kadar güzel kimse bakamaz çünkü gözlerin bir ressamın olduğu kadar,  bir çocuğun da gözleri  o dudaklar benimdi o gözler benim ürkek nefesin benimdi benimdi sandım  fırçalarının sesini bastıran söyleyemediklerimizin sessizliği kımıldıyor düşlerim bizi şehir bile hatırlamayacak belki eski bir apartman, bir büyük yatak gündüz sarhoşluğumdan başka bir an  onlar da unutur kızıl saç tellerim yastıklardan ayrılınca saç lülelerimiz de benzerdi hepsini unutacağız  kağıtlar ve bezler kalacak bir kahve içimlik barışsak korkma başka bir şey değil sadece biraz benden anlatacağım sen anlatmazsın ya hadsizce tuvalini kıskanırım sonsuz aşkına renklenen bir beyaz sonsuz ben her zaman biraz koyuydum belki renklerde gizliydi görmek kalbini bilemedim o merdivenli sokak da unutacak şarkılar da büyülü ellerin çizgilerin bu çabucak aşk eskiten şehirde bizi kimse hatırlamayacak

aşka birkaç sokak yakın

Resim
 hoş geldiniz yalnız mısınız evet yalnızım kuytularda bir masa ayırın aşkı duyumsayabileceğim fakat asla göremeyeceğim yerden olsun bir masa lambası, bir gözlük ve arjantin bira bardağı tam değil ama aşk gibi düşler aşka birkaç sokak yakın başka bir isteğiniz? kapısını çalmak isterim şey bir tane daha lütfen afiyet olsun, başka bir isteğiniz? daha ne isterim daha ne isterim... // kazancı yokuşu / pera
Resim
tenlerimizden ayrıldı aşkın ince lifleri ölgün gecede yalnız yürünür sevgim kurtaramadıktan sonra bizi

rüya...

Resim
rüya gibi bendeki varlığının değişimi hani bildiğin her şeyi birbirine karıştıran rüyaların şipşaklığı gözler sadece istediğini görür sanırsın bazen bildiğin bir ismin farklı yüzü bazen attığın adımla değişen toprak olur yanılgın gece koynumda seni ister içim gündüz beni istemeyişine uyanırım uyanmak istediğin rüyalar olur "uyanmak" diye çırpındığım son rüya, biliyorum habercisiydi gidişinin

eleni ve angelopoulos

Resim
 kurumuş bitkileri saklama evinde perdelerini açık tut ama güvercinler girmesin / bazı gidişler habersiz olur nefesimi uzağa götür balonlarınla sesim güzel sözler eder ikimiz için aklına geldiğimde, bir akordeon sesi duy isterim hayalimdeki manzaramızı eleni ve angelopoulos filme çekmiş gibi

bahar çalan gün

Resim
bana tekrar gelir misin bahar gibi tekrar karşılaşır mıyız yine nisan koyarız bu şansın adını beni dün gibi hatırlarsın kirpiklerin anlatır senin için çiçekler çalınsın renkler okunsun bir sahil kasabası kiralansın belki birkaç gün, ayrı kalalım her şey normalmiş gibi yapmaktan özlemiyormuş gibi yapmaktan sana geldim, beni terk etmen için bilmeyerek bahar çalmış bir kış güneşi öğleden sonrası

ayrılık senaryosu

Resim
 gidiyorum yok, geldim yok bu sevdanın bir vedası yok mezar taşından sessiz günler, istanbul'un yağmuruna kalmış çocukluğumun elinden tutmuş gezdiriyorum pera sokaklarında her zaman geçiyorum, ilk kez görüyorum bu sokağı, senin adın  bir sandalye boş, bir telefonun ucunda çınlayan "yoksun" sancısı perdesiz bir pencereden bakarken insan kalbinin kör kuytularıyla nasıl barışır?
Resim
 iki sevgili birbirlerini her gördüklerinde; sanki ilk kez görüyorlarmış gibi heyecanlı sanki her gün görüyorlarmış gibi tanıdık ve sanki bir daha görmeyeceklermiş gibi tutkulu

yaz tatilim

Resim
 engebeli hayatımda sevgilim, uçuk pembe bir hayalsin ve seninle tatillere gittim gamzelerinden öptüm sıcak kumsallarda eylül'ün serin denizini ısıttık  bahtımın verimsiz topraklarına seni ektim özlemek neydi bir vapur düdüğü, boş beynimde çınlayan  // kadıköy

roman olabilecek bir düş

Resim
denizden geldin alabora olmuş bir teknenin üzerinden çıkart içindeki sıcak lacivert geceyi kahve tadlı bir ağzı öpmek ya da bira tadlı eteklerime dolaşa dolaşa, sırılsıklam ben, bu hayatın istasyon kadınlarından 

çift soluklu sessizlik

Resim
 çiçeklerin arasından bir ayna seni göstersin ellerinde kırmızı olan tüm sebzelerin lekesi ilaçlar, ilaçlar, antibiyotikler, bir saat daha ölümün saçlarını süpürdüm toprağın saçlarını; sarı, kuru yaşlanmış sinek ilacı arabasının peşinden koşun kırık camların arasından, bahçedeki köpek seslerinden koşun gözlerinde adını bilmediğimiz ülkelerin manarası susuz tarlanın ortasında çıplak bir hiç miyim içinden rüzgar geçen, paslanmış, ölmekte olan

vicdan

Resim
 yetişemediklerim, izlediklerim, sustuklarım ve sustuğunuz için beni büyütmeden yaşlandıran bu toprak bu toprağın uykularımda benden hesap sorduğu huzursuz gecelerim utancım sığmıyor, yetemiyorum sizin adınıza utanmaklara  tırnak etlerimi yoluyorum, saç diplerim ağrıyor mide bulandırıcı bu çaresizlik bir umut ormanı da bu aynı zamanda yanan bir hesabı var o çığlıkların hesabı var, verilecek; topraktan başını çıkartan bir solucan için beni tez yaşlandırıp, onları genç öldüren bu umarsızlığın karşısında hatırlayıp, hatırlattıkça tezahür edecek bir hesap // tekirdağ

-

Resim
 bir ressam, bir müzisyen şairliğe soyunmuşuz uzak kıyılarda  iki çift kelime etmiyoruz birbirimize  ayrı manzaralara bakıp şiir yazmaktan // tekirdağ

kıyı köyü (dolunay)

Resim
 bir kayaya şiir yazmışsındır tahminimce, dalgalar seni öperken kalbindeki titrekliği ellerin dinlemez biraz ben yolladım rüzgarına beyaz çarşaflar seni sever gibi örtsün diye güneşini yaktım sensiz geçen günler için sevgilim, buralarda yokuz ıssız ve sahipsiz dolunay mevsimi ışığına her baktığımda biliyorum ki gözlerin... // tekirdağ