boşluğa tapanlar
yaratılmamışı bulmak için;
kat edilmiş tüm yolları geri geri adımlamak,
örülmüş tüm kazakları tersinden sökmek gerekir.
ve yaratılmış en sakin bekleyiş;
kurbanını ağa düşürmek üzere,
tüm hayaletlerin gemisindedir.
elle yazılmış bin mektup yakılacak.
tasarlanmış bir oyunun kirli havası,
şifreli metinler,
suskunluklar
ve paslanmış pusulalardan başka bir şey,
yeraltı masallarını doldurmayacak.
boş kalacak ve yokluğa koşacak.
cevaplara layık olmaksızın,
hepsini öğrenecek kadar güçlü olmaksızın...
sızın,
sızım sızım sızlayan keman;
tahtaları ıslatan dalgalar...
uzun yıllardır ağır işlerde kullanılıp,
meçhul bir amaçla gönderilmiş,
düşürülmüş melekler...
herkes gibi var olabilmek için yırtınanlara;
zihinsel yeteneklerin hastalıklı sanrılarla yarıştığı;
tüm dünyalardah hor görülmüş,
itilmiş, üzerinden geçilmiş intihar meyilli çocuklara...
tabiatın bütün güçleri;
"bunlardan daha yüzlerce var" dedirten,
üzeri saydam kağıtla kaplı,
karmakarışık
saklambaç köşelerini işaret ediyor.
hangi akla hizmet
bir çırpıda çıkar ağızdan
o pis, yapışkan laflar?
uğursuz bir mekanda,
bilinmedik dürtülerin verdiği gazla
yol gösteren fısıltıların amiri;
karnından konuşanlar...
marazi düşünceler fırtınasını çağıran,
gözlerde yaşlarla,
"beni buradan kurtar"
diyen,
boşluğun kutsal tapanları...
uyumak üzere düş görmemek için dua.
dünya nüfusunu yarım gün besleyecek mutluluk, huzur, umut.
başlarını yola yola.
olmadıkça;
taşı başa ya da başı taşa vurmaklara...
gidenin tam otuz katını geri getiren,
kırlangıçların sonsuz hızı aradığı
bu günah kasabası;
damlarda gezen kara kedilerin
beyhude viyaklamalarını tinsel bir marş bilmiş.
kusurlu fitillerin
zamansız patlama anında,
her bir zerreyi
sona gitmenin şetareyle havaya uçuracak kadar doldurmuş.
beyaz bir ilahi tören.
-kötülüğün katranlığı ve tüm yoğunlukların karşısında
aslolan saydamdır
ve hiçbir şeydir.-
Yorumlar
Yorum Gönder