haliç in chains

kendimi atmaya gittim köprüye
ilk adımımda paçavralardan bir çocuk uçuyordu trabzanlardan
benim yerime
şehre yabancıların deniz sandığı gözlere bakarak dinledim kendini zincirlere vuran alice'i
titrerken altımda asfalttan bozma
yüreğim ürperdi vapur
düdükleri kadar pes
nefret ettiklerimi sevdim
sevdiklerimi sildim martısız gökyüzünde
sessizlik kulaklarla duyulabilen bir şeydi
dönüş yolum dönmemek üzere
sapkın inançlar kadar mahçuptu raylar
oltalar ve fotoğraf makinelerinin savaşı gibi seyirlik
bazen silsek ya şehri
görünen tüm uçlarından silsek sarı süpürgelerle

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

uykusuzlar listesi

mavi tuna valsi

kadın