üç ciltlik roman
bir gece yarısı romanında buluştuk.
kirpiklerimle, uykuyu unutturma savaşına girdi sayfalar.
tüm kirliliğiyle dokunup omzuma,
"merhaba, gerçekliğe şahit olmak vakitsizdir"
diyerek.
alt komşum boğuk sesiyle ağlıyor,
bu saatlerde olabilecek tek gerçek,
hıçkırık lisanıyla...
ne söylediğinin onun için bile önemi yok,
zehrini akıtsın yeter.
katılmak isterdim
ama ortaklığa hiç halim yok,
ağlayan bir acize bile güvenemem bundan sonra.
okuyorum
gözlerim kan çanağı.
sakin kalabilseydik,
soğuk çaylar içerdik çanaklardan akşamüstü.
sağlıklı çalışan beyinlerimiz uyutmazdı bizi,
tutkuyla üretkenliğe sarılmış ve genç bir ırmak gibi;
mide kramplarımız değil...
her şey,
olması gerekene sürülürdü.
sıçrayarak uyanmak gerekirdi kopukluktan
ama saat geçmedi.
gökyüzü bile yırtındı geceyle birlikte satırları bitirmek için,
olukları taşırırcasına yağdı.
ben beklerken
o ağlayarak uyudu kolonların altında.
rüyasında kraliyet şarkıları söylüyor eminim.
sükuneti uyutup koydum kitabın arasına.
içimde bir şey kaldı.
gün ayana kadar dönüp dönüp sayfaları aralayacağımı bilmek gibi...
gecenin en canlı hareketi,
sokak lambasının ışığının penceremi bulup içeri girebilmeseydi.
sabahın kuşları ve köpekleri,
hepsini sesleriyle söndürecek.
bitmez sanılan da bitecek.
gün,
yine herkesi olması gerektiği yere götürecek.
bir
iki
üç.
kirpiklerimle, uykuyu unutturma savaşına girdi sayfalar.
tüm kirliliğiyle dokunup omzuma,
"merhaba, gerçekliğe şahit olmak vakitsizdir"
diyerek.
alt komşum boğuk sesiyle ağlıyor,
bu saatlerde olabilecek tek gerçek,
hıçkırık lisanıyla...
ne söylediğinin onun için bile önemi yok,
zehrini akıtsın yeter.
katılmak isterdim
ama ortaklığa hiç halim yok,
ağlayan bir acize bile güvenemem bundan sonra.
okuyorum
gözlerim kan çanağı.
sakin kalabilseydik,
soğuk çaylar içerdik çanaklardan akşamüstü.
sağlıklı çalışan beyinlerimiz uyutmazdı bizi,
tutkuyla üretkenliğe sarılmış ve genç bir ırmak gibi;
mide kramplarımız değil...
her şey,
olması gerekene sürülürdü.
sıçrayarak uyanmak gerekirdi kopukluktan
ama saat geçmedi.
gökyüzü bile yırtındı geceyle birlikte satırları bitirmek için,
olukları taşırırcasına yağdı.
ben beklerken
o ağlayarak uyudu kolonların altında.
rüyasında kraliyet şarkıları söylüyor eminim.
sükuneti uyutup koydum kitabın arasına.
içimde bir şey kaldı.
gün ayana kadar dönüp dönüp sayfaları aralayacağımı bilmek gibi...
gecenin en canlı hareketi,
sokak lambasının ışığının penceremi bulup içeri girebilmeseydi.
sabahın kuşları ve köpekleri,
hepsini sesleriyle söndürecek.
bitmez sanılan da bitecek.
gün,
yine herkesi olması gerektiği yere götürecek.
bir
iki
üç.
Yorumlar
Yorum Gönder