kuvars
mum ve sis gibi derken sanırım benden bahsediyordu.
bense sadece midemdeki kuvarsı kusmamaya çalışırken buz mavisi soluyordum.
tüm bu odağın ortasında, tabloların ağladığını gördüm;
üzüldüklerinden değil,
iş tanımlarında ağlayıp sızlamak olduğu için.
ateş tuğla duvarlardan, rabıta yerlere hapsolmuş sapır sapır sular.
içimde tutmaya çalıştığım izler, büyü, asit, kıvılcımlar...
tümü, fresklerin birbiri içinde dansı gibi,
görkem ve ahenkli.
sanki üç kat boyayla sıvanmış da,
araba anahtarıyla kazıyorum geçmişini.
gölgesinde dinlendiğimiz ağacın kızaran yapraklarının eski haline dönmesi zaman aldı.
hala içimde tutmaya çalışıyorum doğasını.
bakımı zahmetsiz bitkiler bana göreydi.
şimdi tanımadığım çabaları harcıyorum yüksek tavanlı yaşanmışlıklarda.
bir merdiven uzatıyorum yetişemediğim katlar için.
hala benden bahsediyorsun,
biraz bulanık
yine de beni kandırmayacağından eminim.
kucağında kundağa sarılmış kayayla yürümeler gibi değil.
şimdi hatırla
isa ne yapmazdı?
histerik bakışlar kuşkuya tutar sadece.
kaya kayadır.
onları içimizde ışıltıyla tutan tanrının lütfudur sadece.
değerinin birkaç gram altında çıkar
herkes onu fark ettiğinde.
onun yokluğunda
gri, mavi, siyah kumtaşı akar;
alnından aşağı dökülüp, titreyen terinle birleşir sonsuz kokan saçların.
estetik olma zorunluluğu gütmeden,
kalıcılığa tutunanlardan.
bahsettiğin sisin engel olmadığını biliyorum.
bahsettiğin mumun yakmayacağını biliyorum.
ucu bucağı yok.
imkansızın savaşını
şimdi göreceğiz.
beş bin kez peri tozu üfleyerek...
hepsi bir yerde.
organize tutkular ve abartının mor ışığında.
bense sadece midemdeki kuvarsı kusmamaya çalışırken buz mavisi soluyordum.
tüm bu odağın ortasında, tabloların ağladığını gördüm;
üzüldüklerinden değil,
iş tanımlarında ağlayıp sızlamak olduğu için.
ateş tuğla duvarlardan, rabıta yerlere hapsolmuş sapır sapır sular.
içimde tutmaya çalıştığım izler, büyü, asit, kıvılcımlar...
tümü, fresklerin birbiri içinde dansı gibi,
görkem ve ahenkli.
sanki üç kat boyayla sıvanmış da,
araba anahtarıyla kazıyorum geçmişini.
gölgesinde dinlendiğimiz ağacın kızaran yapraklarının eski haline dönmesi zaman aldı.
hala içimde tutmaya çalışıyorum doğasını.
bakımı zahmetsiz bitkiler bana göreydi.
şimdi tanımadığım çabaları harcıyorum yüksek tavanlı yaşanmışlıklarda.
bir merdiven uzatıyorum yetişemediğim katlar için.
hala benden bahsediyorsun,
biraz bulanık
yine de beni kandırmayacağından eminim.
kucağında kundağa sarılmış kayayla yürümeler gibi değil.
şimdi hatırla
isa ne yapmazdı?
histerik bakışlar kuşkuya tutar sadece.
kaya kayadır.
onları içimizde ışıltıyla tutan tanrının lütfudur sadece.
değerinin birkaç gram altında çıkar
herkes onu fark ettiğinde.
onun yokluğunda
gri, mavi, siyah kumtaşı akar;
alnından aşağı dökülüp, titreyen terinle birleşir sonsuz kokan saçların.
estetik olma zorunluluğu gütmeden,
kalıcılığa tutunanlardan.
bahsettiğin sisin engel olmadığını biliyorum.
bahsettiğin mumun yakmayacağını biliyorum.
ucu bucağı yok.
imkansızın savaşını
şimdi göreceğiz.
beş bin kez peri tozu üfleyerek...
hepsi bir yerde.
organize tutkular ve abartının mor ışığında.
Yorumlar
Yorum Gönder