o kadar hayalim yoktu

asansörde kaldım bu sabah.
telefonumu unuttuğumu fark etmiş, tekrar eve çıkıyordum.
birinci kata gelmeden, hop bir sarsılma ve karanlık.
anlamadım ilkin.
sonra bir heyecan.
asma katı bulmuş şansım, pürüzlü beton dikili karşımda.
burundan beş diyafram nefesi alınca, paniklememe değecek kadar hayalimin olmadığını hatırladım.
çöktüm yere.
cebimde peçete, buruş buruş; makineye atarken orada unutmuşum.
çiğnenmiş bir sakız ve çakmak.
sakızı ayıramadım kağıttan.
çakmak epey oyaladı beni,
ateşe danslar, oyunlar yazdım.
sahne yarım kaldı ama, fazla eğilmişim, yüzüme düşen minik saçlarım yandı.
kafama vurdum sonra biraz. söndüler.
içim titremeye başladı bir anda, ritmik, bir şarkı gibi, sağ boşluğumda.
elimi attım, iç cebimde, cep telefonum.
operatörüm arıyor, reddettim çağrıyı.
bomboş geldi o an her şey.
hep böyle dikkatsizdim.
sesler geldi dışarıdan, beni kurtaracaklarmış.
neyden?
iki saat sürdü çalışma.
uykum geldi, tam kafamı koyacaktım, hareket ve ışık geldi.
aydınlığa ve oksijene çektiler beni bir delikten, kedi gibi.
başım döndü.
geçmiş olsun dediler.
günü bitirdim, eve girdim yattım.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

uykusuzlar listesi

mavi tuna valsi

kadın