taşınma
parmaklarımı yalayıp, yüzüme vuran güneş.
sert çimde, sırt üstü.
çıplak tenimde izleri.
son günün ayrılamayışı,
ılık veda.
çaktırmadan, topraktan kopardığım otlar, ince ince;
göğe savurduğum.
ellerimde reçine.
ayak sesleri, koşuşturma ve koliler,
beni anılarımdan ayırmak isteyen.
toyluk ve ilkler.
tatlı günahlar havuzu,
boğula boğula.
bana kalk gidiyoruz, diyen
artan gürültü.
çarpan araba kapıları ve kornalar.
çok uzağa götürecek.
dökülen derimi bırakacağım arka bahçeye.
bir hoş geldin partisinde saçılan konfetileri,
hala toplamamışım gibi.
ne kadar taze.
keten pantolonuyla bana salınan adımlar,
talepkar.
yattığım yerden köşeli suratına akan, kısık gözlerim.
bir elim siper.
ışık, ela gözlerinde kırılıp; aktı içime.
beni götürme.
yazık olacak güzel gözlerine.
bu ihaneti kalbimden silemem.
taşıyamam hepsini, o kadar çok sancı var ki.
hiçbir kutu almaz onları,
taşımaz tekerler,
sığamam hiçbir eve.
hiçbir yeri benim yuvam yapamaz.
beni bırakın bu boş havuzda, kuru yapraklarla.
o şezlongu nasıl bıraktıysanız kenarda,
nasıl kıydıysanız;
bana da yapın.
zor olmamalı.
yine yalnız.
kendimi ancak burada bulabilirim.
yalnız ağladığımda,
peri tozları ancak burada bulabilir beni.
başka adresim yok.
götürmeyin,
beni yalnız burada bulabilir.
merdivendeki eksik tahtalar umrumda değil.
beni düşüren, sadece buradan gitmek olur.
o ağaca bağladığım kurdeleyi hiçbiriniz bilmiyorsunuz,
şimdi göğün en mavisinde.
nasıl yırtık, nasıl soluk;
ama hala dalgalı.
onu nasıl bırakırım.
onu ağaca bağlayan küçük kızı,
nasıl bırakırım?
daha dileğime bile ulaşamadım.
düşlerimi nasıl burada bırakırım?
sıcak akşamda yıldızlar beni özler.
bu denli karanlığı başka yerde nasıl bulacağım?
uğurlu yıldızıma her akşam,
içimi nasıl okuyacağım?
sırtımı bu nemli topraktan nasıl ayıracağım?...
ayağa kaldırıp silkelemeyin.
beni yaratan tozu, benden eksik etmeyin.
kirletmem sizi.
yuva sandığınız,
yeni ini.
sert çimde, sırt üstü.
çıplak tenimde izleri.
son günün ayrılamayışı,
ılık veda.
çaktırmadan, topraktan kopardığım otlar, ince ince;
göğe savurduğum.
ellerimde reçine.
ayak sesleri, koşuşturma ve koliler,
beni anılarımdan ayırmak isteyen.
toyluk ve ilkler.
tatlı günahlar havuzu,
boğula boğula.
bana kalk gidiyoruz, diyen
artan gürültü.
çarpan araba kapıları ve kornalar.
çok uzağa götürecek.
dökülen derimi bırakacağım arka bahçeye.
bir hoş geldin partisinde saçılan konfetileri,
hala toplamamışım gibi.
ne kadar taze.
keten pantolonuyla bana salınan adımlar,
talepkar.
yattığım yerden köşeli suratına akan, kısık gözlerim.
bir elim siper.
ışık, ela gözlerinde kırılıp; aktı içime.
beni götürme.
yazık olacak güzel gözlerine.
bu ihaneti kalbimden silemem.
taşıyamam hepsini, o kadar çok sancı var ki.
hiçbir kutu almaz onları,
taşımaz tekerler,
sığamam hiçbir eve.
hiçbir yeri benim yuvam yapamaz.
beni bırakın bu boş havuzda, kuru yapraklarla.
o şezlongu nasıl bıraktıysanız kenarda,
nasıl kıydıysanız;
bana da yapın.
zor olmamalı.
yine yalnız.
kendimi ancak burada bulabilirim.
yalnız ağladığımda,
peri tozları ancak burada bulabilir beni.
başka adresim yok.
götürmeyin,
beni yalnız burada bulabilir.
merdivendeki eksik tahtalar umrumda değil.
beni düşüren, sadece buradan gitmek olur.
o ağaca bağladığım kurdeleyi hiçbiriniz bilmiyorsunuz,
şimdi göğün en mavisinde.
nasıl yırtık, nasıl soluk;
ama hala dalgalı.
onu nasıl bırakırım.
onu ağaca bağlayan küçük kızı,
nasıl bırakırım?
daha dileğime bile ulaşamadım.
düşlerimi nasıl burada bırakırım?
sıcak akşamda yıldızlar beni özler.
bu denli karanlığı başka yerde nasıl bulacağım?
uğurlu yıldızıma her akşam,
içimi nasıl okuyacağım?
sırtımı bu nemli topraktan nasıl ayıracağım?...
ayağa kaldırıp silkelemeyin.
beni yaratan tozu, benden eksik etmeyin.
kirletmem sizi.
yuva sandığınız,
yeni ini.
Yorumlar
Yorum Gönder